Bir Cerrahın Uzun Yolculuğu

Oktar_Asoglu_basin

İnsanların meslek yaşamlarındaki yolculukları zordur.

Liseyi bitirip ‘Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’yla, yüzde birlik dilimin içinde Tıp Fakültesi’ne girmenizle başlayan ve dünyanın en ağır eğitimi olarak adlandırılan, altı yıllık ağır tıp eğitiminden hiç bahsetmeyeceğim sizlere. Çünkü bu uzun bir yolculuğun daha ilk basamağıdır. Eğer gönlünüzden bir de uzmanlaşmak geçiyorsa “Tıpta Uzmanlık Sınavı” denilen bir başka sınavı da aşmanız gerekiyor. Bu sınav öylesine zorlu bir sınavdır ki; o ana kadar girdiğiniz kolej, dersane, deneme ve ÖSYM sınavları bu sınavın yanında birer hazırlık sınavı gibi kalır. Altı yıl süren tıp eğitim bilginizin iki yüz soruluk bir eleme sınavıyla ölçülmesini bir düşünün…. En az dört ay süren günde on altı saatlik bir çalışma temposunu barındıran bir depar demekti bu.

Tüm bunları aştıktan sonra, genel cerrahi kliniğinde çiçeği burnunda bir genel cerrah olarak başladığınız meslek yaşamınızda; iki günde bir yani aralıksız otuzaltı saat çalışıp, sekiz saat dinleneceğiniz bir dönemin başladığını ve bunun beş yıl süreceğini ilk başlarda anlamanız güç olur. Asistanlık süreci sizin ; sabır, dayanıklılık, irade, karar alma ve uygulama süreçlerinize katkı sağladığını ve bir takım lideri haline getirdiğini çok sonradan anlarsınız.

Otuzaltı saat süren nöbetlerde, acilin o kargaşasında, bir sandalye ya da kanapeye dayanıp yarım saatlik de olsa gözünü kapatıp, uykunun kucağına düşüvermek, o nöbetlerin hatırlanan en güzel yanı oluyormuş yıllar sonra düşününce.

Kuyruk, kuyruk üstü, orta kıdem, şef altı ve nihayetinde şeflik isimleriyle adlandırılan bir dönemi yaşıyorsunuz sırasıyla. Geceli gündüzlü inanılmaz yoğun tempolu bu süreçte; ameliyathanede asistans, hastaların bakımı, pansumanı, tedavilerinin planlanması, klinik içi toplantılarda sunumlar yapma, kongrelere gidecek klinik sonuçlarının derlenmesi, sunulması, yayın yapılması, doktora tezi hazırlanması derken göz açıp kapayıverinceye kadar geçen koca bir beş yıl daha gider ömrünüzden. Bu arada hazırladığınız doktora tezinizi beş öğretim üyesinin oluşturduğu bir jüriye karşı savunmak, onların gözlemi altında; sınav vakasıyla tek başınıza ameliyat yapabiliyor olduğunuzu ve en sonunda da genel cerrahi bilginizin yeterli olduğunu önce sözlü sonra yazılı sınavla kanıtlamak zorundasınız.

Tam rahatlayacağım operatör doktor oldum derken, sıra vatan hizmetindedir. Yüz yataklı sahra sıhhiye hastanesinde daha ilk gecenizde Skorsyki helikopterlerinin hastane bahçesine inip, içinde çatışmadan getirilen, avcı yelekleri bile hala üzerinde olan yaralılar ile ilk karşılaşmanızda anlarsınız ki, bir savaş filmini seyretmiyorsunuz, bir gerçeği yaşıyorsunuz. Kabaca iki yılınızı kapsayan, ağır ateşli silah yaralanmalarının tedavisini üstlenmek zorunda kalacağınız gecenin gündüze karıştığı, zaman ve yorgunluk kavramlarının anlamını yitirdiği ama meslek yaşamınızın en anlamlı, gururlu ve onurlu bir dönemini daha kat ediyorsunuz. Asistanlık döneminizdeki onca eziyetli eğitim sürecinin neden gerekli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorsunuz.

Sıra artık, akademik yolculuğa gelmiştir. Yaşamınızdan yeni bir beş yıl daha alacak bir “Başasistanlık” süreci başlar. Bu süreç şu ana kadar yaşadığınız tempo ve zorluklarla dahi kıyaslanamayacak bir dönemdir. Kırk yataklı bir hasta servisinin yönetimi işin en kolay kısmıdır. Eğitimlerinden sizin de sorumlu olduğunuz beş genel cerrahi asistanıyla, üstünüzde yer alan 5-6 öğretim üyesinin tam orta yerinde, bir köprü göreviyle ameliyatlar, hasta vizitleri, endoskopi, geceleri dört beş günde bir, yine otuz altı saatlik acil servis nöbetinin ekip şefliği, boğuşursunuz…

Servisin bilimsel verilerinin derlenmesi toparlanması, ulusal, uluslararası kongrelerde bildiri sunulması, uluslararası dergilerde makaleler yazarak öğretim üyeliği için hazırlanılması yine bu tempolu sürecin bir başka yönüdür. Bu arada ilerde tüm yaşamınızı şekillendirecek mesleki başarınız için, bir yıldan daha uzun sürecek olan, yurt dışında alacağınız bir eğitim süreci daha başlar. Kısıtlı ekonomik olanaklarınız ve sıla özleminizle, sizi ve mesleğinizi ayrıntılarını şekillendireceğiniz, kendinize yaptığınız en iyi yatırım olan bir dönemdir bu…

Sıra ‘Doçentlik Sınavı’ na gelmiştir. Bu sefer tüm doktorluk yaşamınızın yanı sıra cerrahlık bilgilerinizin akademik yeterliliği sorgulanacaktır. Ülkemizin çeşitli üniversitesinde görevli beş asil, iki yedek profesör; önce bugüne kadar tüm yaptıklarınızı sunduğunuz dosyadan irdeleyerek, sözlü sınava girip giremeyeceğinizin kararını verirler. Sözlü sınav günü hayatınızın en çetin, en zor günlerinden biridir. Bunu beş kişilik jürinin önüne çıktığınızda anlarsınız., ilk soruları size bu duyguyu yaşatır. Genellikle çok kolay olsun diye sorulan, adayın rahatlamasını hedef alan ilk soru ‘ Doçent ne demek, Profesör ne demektir?’.olunca, entelektüel birikiminizin , tarih bilginizin, Katolik kilise yapılanmasına kadar gidebilecek bir derinliğe sahip olması gerektiğini algılarsınız. Başarılı bir sınavın sonucunda oy birliği ile doçent olduğunuzun bildirilmesini takiben giydirilen cüppe ile artık mutlu sona ulaştığınızı düşünürken yine başka zorlu bir yolculuk başlamıştır.

Dünyanın en zor mesleği karşınızda durmaktadır: ‘ Öğretmenlik’. Bir insana meslek öğretmekten daha zor ne olabilir? Artık tıp fakültesi öğrencisi yetiştirme, ders anlatma, hasta muayenesini öğretme, asistan tezi yönetme sorumlulukları başlamıştır. Bunun yanı sıra ulusal ve uluslararası derneklerde yer alma, kongre, kurs, sempozyum, düzenleme, konferans, panel konuşmaları yapma, kitap yazma, doçentliğinize kadar olan zamanda yaptığınız akademik dosyanızdan çok daha iyisini ve daha fazlasını hazırlama zorunluluğu bir başka etabıdır bu yolculuğun. Sizin artık kendinizi kanıtlama zamanınızı da gelmiştir. Ulusal ve uluslararası arenalarda yaptığınız cerrahilerin seri sonuçlarını sunma, çalışmalar yapma, makaleler yazma her yıl en az bir asistan bitirme tezi yönetmenizi gerektiren, bir sürece başlarsınız. Bu sürecin sonunda doçentlik öncesi ve sonrası tüm akademik yaşamınızı içeren iki ayrı dosyanızın üç Profesörden oluşan bir jüri tarafından değerlendirilmesiyle Profesörlük titrini alırsınız. Bu uzun meslek yolculuğunuzun akademik zirvesidir.

Zirveye uzanan, bu uzun yolculuk; nice zorluklarla, binbir emek ve çabayla geçmiş ancak siz de yaş olarak 5.dekata ulaşmışsınızdır. Bir kavramın içinin doldurulması için geçen süreninin ne kadar uzun, bunun sergilenmesi için kalan sürenin ise ne kadar kısa olduğunu anlarsınız sonunda….

Social Links

Metrika

Yandex.Metrica